28 Ağustos 2013 Çarşamba

Fırıncı Orhan'dan Ekmeğin Hikayesi

Türkiye’de ekmeğin hikayesi Fırıncı Orhan tarafından 1958 yılında Çukurambar’da açılan mahalle fırını ile başladı. Ekmekçilik tarihi ise 8 bin yıl öncesinden; insanların hububatı taşlar arasında kırıp ufaladığı, sonra da bunlara su katıp elde ettiği hamuru yassı bir kaya üzerine yayarak ateşte pişirdiği günlere kadar uzanır. İlkel insan topladığı hububatı ufalardı, aksi taktirde ne çiğneyebilir ne de yumuşatmaksızın sindirebilirdi.

Mısırlılar ekmekçilikten keyif alırdı, dahası onlar için ekmek, yaşamlarının simgelerinden biriydi. Ekmek Mısırlılar için o kadar önemliydi ki ölenler bundan sonraki hayatlarında da yoksun kalmasınlar diye mezarlarına bir parça ekmek konuyordu. Ekmek başlıca gıdaları olduğu gibi maaşlarını da ekmek üzerinden alıyorlardı. Piramitleri inşa edenlere emekleri karşılığında ekmek veriliyordu. Kişinin maddi durumu kaç somunu bulunduğuna göre ölçülüyordu.

Biracılıktan elde ettikleri mayayı ekmek hamurlarını fermente edip şekillendirmede kullanıyorlardı. Ancak hamurun nasıl fermantasyona uğradığını bir türlü çözemiyorlardı. Mısırlılar zamanla değişik unlar kullanıp çeşitli şekiller bularak ekmek somununu bir sanat yapıtı gibi işlemeye başladı.
Yunanistan’da ve Roma  İmparatorluğu’nda ekmek zamanla halkın başlıca gıda maddesi haline geldi. Yumurta ve yağ da katılmaya başlandığında ise ekmek artık lüks tüketim maddeleri arasındaki yerini almıştı. Daha beyaz ekmekler zenginlerin, pek tadı tuzu olmayan ekmekle ise fakirlerin sofrasını süslüyordu.

Ortaçağ Avrupa’sında Normanlar ekmekçilikte çavdar kullanmaya, hamurlarını da yorgan altında fermente etmeye başladı. Yayvan ekmekler revaçtaydı, çünkü hem tabak işlevi görüyor, hem de lezzetle yenebiliyordu.

Zamanla birçok toplulukta, pişirilen ekmeğin çeşidine göre Fırıncı Loncaları kurulmaya başladı. Loncalar dürüst fırıncılara kol kanat geriyor hem de topluluk içinde statü kazandırıyordu. 1958 yılında bir mahalle fırını olarak kurulan Fırıncı Orhan 2011 yılında Çukurambar’da yaptığı yatırım ile ekmeğin tarihine farklı bir devrin başlangıcını ekledi. Farklı ve lezzetli çeşitlerini her zaman en taze ve sıcak bir şekilde sunan Fırıncı Orhan geleneksel ekmek çeşitlerinin yanı sıra Dünya mutfağındaki Fransız bageti,ciabatta gb. Ekmekleri de tüketicilere orjinaline en yakın bir biçimde sunarak ekmek fırınlarına yeni bir vizyon verdi.

Fırıncı Orhan bir mahalle fırnındaki sıcaklığı müşterisine sunmasının yanında en kaliteliyi en lezzetli ve en makul olan fiyata satması ile de haklı bir üne kavuştu.

Fırıncı Orhan 7’den 70’e herkesin damak tadına uygun ürünleri ile ekmekçilik tarihindeki yerini hergün daha da çok arttırıyor.

Sizde daha önce Fırıncı Orhan lezzetleri ile tanışmadıysanız bir an önce size en yakın Fırıncı Orhan ile tanışın…

Fırıncı Orhan Çukurambar şubelerinde seçkin ekmek çeşitleri yanında, Fo gurme marketten diledğiniz gurme ürünü alabileceğiniz gibi Dünya mutfağından özel yemekleri tüketebileceğiniz Fo Resto’ya da uğramayı unutmayın.

Bilgi için www.firinciorhan.com.tr
Online sipariş ve catering için www.thegurme.com
Twitter.com/firinciorhan
Facebook.com/firinciorhan

Fırıncı Orhan Çukurambar
Alo Paket: 0312 284 33 33
Rezervasyon: 0312 284 33 06

Fırıncı Orhan Armada AVM
İletişim: 0 312 219 01 99

Fırıncı Orhan ParkOran
İletişim: 0 312 490 08 88

Fırıncı Orhan Okyanus Plaza
Alo Paket: 0 312 283 48 48
Rezervasyon: 0 312 279 22 23

Fırıncı Orhan Dolphin AVM
Alo Paket: 0 312 283 48 48

Fırıncı Orhan Yıldız
Alo Paket: 0 312 438 72 73

Fırıncı Orhan Göksu
Alo Paket: 0 312 280 79 79

Fırıncı Orhan Necatibey
Alo Paket: 0 312 229 03 03

Fırıncı Orhan Çayyolu
Alo Paket: 0 312 241 24 25

Bir bumads advertorial içeriğidir.

17 Ağustos 2013 Cumartesi

17 AĞUSTOS MARMARA DEPREMİ


14 yıl önceydi..Kızım o zaman 4 yaşını daha doldurmamıştı..Gece bir sarsıntı hissettim..İlk önce eşimin kıpırdandığını sanmıştım ama  aynı anda sokak köpeklerinin kesintisisiz bir şekilde ulaması deprem olduğunu anlamama yetti.. Ben neler olduğunu anlamak için doğruldum yatakta, sürekli sallanıyoruz..Acaba bana mı öyle geliyor diyorum bir taraftan çünkü ne eşim ne de kızım uyanmadı..Ama yatak odasında ki gardrobun kapağıda açıldı sonunda..Hala sallanıyoruz yada bana öyle geliyor..Çok şiddetli değil ama oldukça uzun sürdü..Kalktım yataktan kızımın yanına gittim ilk şoku atlatınca, baktım uyuyor..Dolaştım evi..Camdan dışarı baktım..Dışarısı sakin..En sonunda yattım..Hafif şiddette ama uzun süren bir deprem diye düşündüm..O yüzden de ne eşimi ne de kızımı uyandırdım..Taa sabahın 6 sına kadar..Acı acı çalan telefonla deli gibi fırladım yataktan..Telefonun diğer ucunda İstanbul` da yaşayan eltimin , abisi..Bu saate gelen telefon pek hayra alamet değil ama sabırla dinledik..Ondan öğrendik kopan kıyameti..Bütün telefon sistemi çöktüğü için hepimize ulaşıp iyi olduklarını anlatmak için çırpınmış eşimin abisi ve yengesi..Çok şükür onlar da bir şey yoktu..Ama 40 bin kişi onlar kadar şanslı değildi:((Gerisini zaten gözyaşlarıyla izledik hepimiz..
Bilanço çok çok ağırdı..40 bin can gitmişti.Binlerce insanımız sakat kalmıştı..Kayıp çocuklar..Annesini babasını kaybeden çocuklar..Kayıp insanlar..Günlerce süren canlı yayınlarda göçük altından çıkarılan ,hayatta kalmayı başaranlara sevindik..Kayıplara ağladık..Çok ağladık..Akut gibi bir sivil toplum örgütünün varlığını ağlarken öğrendik..İyi ki var onlar..
14 yıl geçti üzerinden..14 koca yıl..Ogün doğanlar bugün 14 yaşında..Ne oldu peki.Yıkılan binaların soruluları hakettikleri cezaları aldımı??.Hangi tedbirler alındı??Alındıysa ne kadar yeterli??Çok da iyi durumda olmadığımızı diğer depremler de gördük ne yazıki..23 Ekim 2011 Van depremin de bir kez daha acı gerçekle karşılaştık..Hiç bir şey değişmemişti çünkü:((
Bugün Kentsel dönüşüm projeleri var..Evet oldukça iyi niyetli bir proje ama apartmanlarda ortak karar almak hiç de kolay değil..Herkes eşit maddi imkanlara sahip değil çünkü..
17 Ağustos depreminde hayatını kaybeden tüm canlarımıza Allah rahmet eylesin..Allah ailelerine sabırlar versin..Son olarak da şunu söylemek istiyorum.Bir deprem ülkesinde yaşıyoruz..Yaşadığımız binaların sağlamlığını ve güvenlirliğini sağlamak binaları yapanların olduğu kadar devletin sorumluluğundadır!!!
Allah bir daha bizleri böyle acılarlara sınamasın inşallah..Sevgiyle kalın


13 Ağustos 2013 Salı

ŞERBET - İ SÜTLÜ

Şerbet-i Sütlü

Efendiiimm 11 ayın Sultanını 1 ay boyunca başımıza tac ettik..Birbirinden güzel iftar sofraları hazırladık..Bayram temizlikleri yapmak için helak olduk..Bayram alışverişleri yapıp ekonomimize can suyu olduk :))Yetmedi bayram tatlıları yaptık..Giyindik en güzel giysilerimizi  gittik büyüklerimizin ellerini öptük:))Yaşı tutanlar bayram harçlığı aldı  ; yaşı tutmayanlar da harçlık veren tarafa geçti..Bazılarımız tatil yörelerine kaçtı..Tatlı yendi tatlı konuşuldu haliyle:)Eee bu kadar şeker bu kadar tatlı bir bayramdan geriye dee elimizde şirin mi şirin tatlı mı tatlı kilocuklar kaldıı:)Sağlık olsun ..Her gününüzün bayram tadında ve coşkusunda geçmesini dileyerek sizlereFatoşca Tadlar  görüp denediğim , tüm ev halkından geçer not alan ve defalarca yaptığım Şerbet - i Sütlü tarifini vermek istiyorum..Teşekkürler sevgili Fatoş:))Sevgiyle ve afiyetle kalın..

Malzemeler:
4 yumurta,
4 çorba kaşığı tepeleme şeker,
4 çorba kaşığı tepeleme un,
4 çorba kaşığı tepeleme irmik,
1 pkt  vanilin
1 pkt   kabartma tozu,
1 tatlı kaşığı limon suyu

Şerbeti:
4 su bardağı süt,
1 su bardağı şeker

Üzeri için:
1 su bardağı soğuk süt,
1 pkt sade toz krem şanti
Bolca hindistan cevizi

Şerbet-i Sütlü

YAPILIŞI:

Öncelikle yumurta ve şekeri çırpalım. Diğer kuru olan  malzemeleri de(un , irmik , vanilin , kabartma tozu) biribirine karıştırıp yumurtalı karışımımıza ekleyelim ve çırpalım. Limon suyumuzu da ilave ettikten  sonra yağlanmış olan  ve 28x28 cm'lik kare borcamımıza   dökelim ve  yayalım. Önceden ısıtılmış 180 'C lik fırında kızarana kadar pişirelim. İlk 20 dk kesinlikle fırının kapağını açmayalım.
ŞERBETİ:
Kekimiz pişerken bir şerbetini hazırlayalım. 1 su bardağı ılık sütün içinde 1 su bardağı şekeri eritelim ve kalan 3 bardak sütü ekleyip karıştıralım. Fırından çıkarttığımız kekin üzerine soğuk şerbeti kepçe ile dökelim. 
KREM ŞANTİ:
Kekimiz soğuduktan sonra krem şantimizi hazırlayalım.1 su bardağı soğuk süt ile1 poşet  krem şantiyi çırpalım. Tatlımızın üzerine sürelim. En son olarak da bolca hindistan cevizi serpiştirelim. (Hindistan cevizi bol olmalıdır kekimizin tüm yüzeyini kaplayacak kadar)Buzdolabında 1 gece beklettikten sonra dilimleyerek servis yapalım.
Afiyet Olsun...